Ayşegül Palamutcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayşegül Palamutcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2013 Pazartesi

Gece Saçmalaması

Daha 20 yaşındayken mahfolmuş ve bitmiş olmak nasıl mı ? Pek de hoş değil açıkçası. Arkadaşlarımın ve çevremdekilerin sorunlarına özenir oldum. Herkesin derdi kendine büyük biliyorum, ama nolursa olsun benim ki hepinizinkini döver.

Köpeğim hiç ölmesin istiyorum. Çok kısa yaşıyorlar. Dünyanın en tatlı varıkları olmalarına rağmen 16 bilemedin 18 yıl... Çok az. Yani bi 10 yıl sonra köpeğim hayatta olmayacak. Bunun bilincinde olmak çok kötü.

Babaannem 80 küsür yaşında, akli dengesi yerinde, şeker ve tansiyon hastalığı yok. Eski kuşak olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa kötüler hep uzun mu yaşıyor?
Kötü demekle yetiniyorum . 80 yaşındaki kadından ne istiyorsun diyeceksiniz. Demeyin. O ne vermesi gerektiğini biliyor. b...h

Kına malzemesi yapma işine girdim. 100 tane yapınca 10 lira kazanıyorum. 250 tane yaptım , 25 tl kazandım.Bu tarz başka işler de bulmam lazım.

Quentin Tarantino'nun yeni filmini aşırı izlemek istiyorum. Bir yerden para bulursam ilk ona gideceğim. Sinemada izlemek başka, torrent morrent hikaye.

Türkçe çok zor bir dil bence. İmla falan... Dikkat ettikçe insanın gözünden kaçıyor. Editörler iyi ki var. İşin kötüsü bilgisayarım sadece İngilizce ve İspanyolca'ya yazım denetleme yapıyor. Yani diyorum ki , yazım yanlışlarım için üzgün falan değilim. Üzülecek daha önemli şeylerim var.

İspanyolcayı iyice unuttum bakalım 2. dönem ne yapacağım derslerde. Umarım bu dönem dersime Nigel girer. O anlatınca anlıyorum , keyifli geçiyor dersler.

Saat 5 oldu artık uyumam lazım.

Suratımda yine sivilceler çıktı . Hepsinden nefret ediyorum. Olumlu düşünmek kadar da gereksiz bir şey yok dünyada. Evet , Grumpy Cat gibiyim.

Canım biraz daha yazmak istiyor. Bu blog işini çok sevdim. Millet okuyor mu okumuyor mu bilmiyorum. Yanda rakamlar çıkıyor 40 yazıyor bazen 300 küsür yazıyor. Kendi kendime düşünüyorum "300 kişi okumuş bu yazdığımı. Bu 300 insanın da kendi dünyası var. Sevdiler mi sevmediler mi bilmiyorum. Çok da önemli değil aslında. Sevmeyen sevmesin , nasılsa bir gün hepsi ölecek . " Ölecek olmalarını düşünüyor olmam tamamen tanrısal sebeplerden ötürü.



Californication dizisini izliyorum. Güzel dizi. Sıkılıyorum bazen , izlemeyesim geliyor. Bir bölüm daha tahammül ediyorum , düzeliyor. Hayat dizilerdeki gibi değil. İyi ki de değil. Ya çok acıklı olurdu , ya da çok seviyesiz.

Todd Kerns ve Slash ile kısa etkileşimimizden sonra kendimi Todd'u takip ederken buldum. Fan Page'ler açtım . Hatta geçenlerde twitter üzerinden Brent Fitz ile sohbet ettim . Çok keyifliydi. Todd geçen gün sahnede düşmüş gördüm çok üzüldüm. O kadar insanın önünde düşsem üzülürdüm sanırım.

Bir kaç gün önce İzmir Hatay civarında 4 sokak köpeğimizi zehirlediler. Kim yaptıysa bedelini bir şekilde öder umarım. Köpekler dünyanın en tatlı yaratıkları.

Çocukları sevmiyorum, onlar beni çok seviyorlar. Nedenini çözemedim daha.

Şanslı rüya görüyor . Bir de rüyasında koşuyor ki patilerini oynatıyor. Bazen kendini çok kaptırıp ağlamaya başlıyor. O zaman kabus görmesine dayanamayıp uyandırıyorum.

Müslüm Gürses'e üzülüyorum,  çok sevdiğimiz bir rock star kendisi. Umarım yakında iyileşir.

Steven Tyler'a sormuşlar : " Kazandığınız o kadar çok miktarda paraya noldu ?" diye. Stevie cevaplamış : " Hepsi burnumuza kaçtı...". Uyuşturucunun zararları , şekil 1:A

Bu yazıyı nasıl bitirsem diye düşündüm. Bitti!

Ben

6 Şubat 2013 Çarşamba

Ölmek ve dünyada kalmak


  Ben bu zamana kadar hep siyah defterime yazdım yazılarımı. Şimdi birilerinin okuyacağını bilerek buraya yazınca insan rahat hissedemiyor açıkçası. Ama olabildiğim kadar dürüst olmaya çalışıyorum. Kendimden bahsetmek de garip geliyor birilerine. Yazı yazmak rahatlatıcı ve keyifli bir şey. Kendi kendine konuşmanın ,size deli denmeyen türü bence yazı yazmak. İşin güzeli mutlaka 3-5 kişi okuyor. Tanımadığım insanlarla anı paylaşıyorum.Mesela ben şu anda bu şarkıyı dinliyorum.



 Eskiden bu şarkıyı dinlediğimde etkilenirdim. Birşeylere bağlardım kafamda. Duygusal şarkılar birisine adanmayınca önemi kalmıyormuş. Bir söz okumuştum , insan mutsuz olunca dinlediği şarkının sözlerine dikkat edermiş. Ben hep dikkat ederim ama müzikte önemlidir benim için. Mutsuzluğumun çağresi ne onu hiç bilmiyorum .Konserlere gidince mutlu oluyorum sadece. Sürekli de konsere gidemem ki... Mutsuz oluyorum sonra da bir gün ölüp gideceğim gerçeği geliyor aklıma. Vaktmi çok boşa harcıyorum. Harcadığım vakitten de zerre kadar zevk almıyorum. John Lennon "Time you enjoy wasting, was not wasted." demiş . İşte ben bu harcadığım zamandan zevk alamıyorum. İnsanın hoşuna giden şeyler genelde hep sağlıksız ve zararlı şeyler oluyor. Mesela ben midye yemeyi çok severim. Guns N' Roses konserinden tam 3 gün önce zehirlendim. Zor toparlandım. Çok sevdiğim midye, beni hayatta en çok görmek istediğim konserden mahrum bırakıyordu az kalsın. Br arkadaşımın arkadaşı doğum gününde midye yiyip ,bira içip ,aynı gece hastaneye kaldırılmış , 14 gün sonra da ölmüştü. Neyse ki ölmedim. Ghost Whisperer diye bir dizi var ya hani ruhlar yarım kalmış işleri yüzünden dünyayı terkedemiyorlar. Onlara benzerdim artık. Guns N' Roses konseri izlemeden gidemezdim. Melinda Gordon da yok tanıdığımız bildiğimiz. Derbeder dünyada sürünen bir ruh olarak kalırdım. Geçen yılbaşını annemler hastanede geçirdiler. Annem anneannemin doktoruyla sohbet ederken " Burda amma çok ruh vardır !" demiş. Doktorumuz "bu konuyu kapatıp güzel şeylerden bahsedelim." demiş. Fakat düşününce -tabi öyle birşey olabiliyorsa- ne çok ruh vardır gerçekten. Bence dünyanın en büük gizemi ölüm. Dünya nası oluştu falan önemli değil aslında o kadar bu kadar tanıdığımız insan ölüyor ve bu insanlara noluyor. Aşağıdaki karikatürdeki adam gibi olucam sanırım ben de .



Bir ara ölümden çok korkuyordum. Gerçi her insan korkar. Tanıdıkları ölenler daha az korkar sanırım. Ölünce onlara kavuşacağını düşünmek vs. . Ben sadece dedem öldüğünde ağladım. O zaman orta okuldaydım ve gençliğime güvenip ölmeyeceğimi falan düşünüyordum herhalde. Çok üzülmüştüm çok ağlamıştım. Sonradan köpeğimin ölecek olduğu gerçeğine üzülmeye başladım. Şimdi kendi ölümümü düşününce bunlar yanında hiç kalıyor. Bence insanlar tanıdıklarına ağlarken ,kendi ölümlülüklerine ağlıyor. Çünkü her insan bencildir. Bütün cenazelerde " Seni unutmayacağız!" yazılı yaka kartları dağıtılır ama takanların hepsi hatta aile bireyleri dahil herkes unutur o kişiyi. Ölüm bana Facebooktan kaydımızı sildirip sanal dünyadan uzaklaşıp gerçek hayata dönmek gibi geliyor. Sen facebooktan çıkınca sanal dünya bir şekilde işliyor. Kimi insan çıktığını bile farketmiyor. Ancak senin internet üzerinde yaptığın işlemler ,koyduğun her fotoğraf söylediğin her söz orada duruyor . Sadece git gide önemini kaybediyor.
  Şu zamana kadar en çok ölen rock yıldızlarına daha doğrusu sanatçılara üzülmüşümdür. Bu yine kendimi düşünmekten ileri geliyor. John Bonham mesela...Adam yaşasa Led Zeppelin şu anda 4 kişi olacaktı bundan daha da fazlası hala dünyanın en iyi rock grubu belki fazladan bir kaç albüm daha yapacaktı. Diğer bir açıdan bakarsak bazen rock gruplarının elemanlarından birinin ölmesi yeni şeylerin doğmasına da yol açabiliyor. Kurt Cobain 'i hepimiz severiz . 27 yaşında kafasına tüfek dayayıp kendini öldürdüğüne inanmayanların sayısı çok fazladır. Ölümü cidden muammadır bana göre de. Kurt Cobain 'in ölmesi Foo Fighters gibi bir grubun ortaya çıkmasına vesile değildir de nedir? Eğer Kurt Cobain ölmeseydi ,Dave Grohl bir kaç solo albüm çıkarırdı ama yine de Nirvana da kalırdı bence. Nirvana dağıldıktan sonra yaptıklarına tek anlam veremediğim kişi Krist Novoselic 'tir. Ne işin var senin siyasetle... Oldun göbekli kel amca başımıza. O kadar paran var bari saç ektir. Tipi de fena değildi zamanında.



Bu yazıda yazdıklarım can sıkıntısı ve hayal ürünüdür.

Ben

twitter: https://twitter.com/MsBrownstone_

4 Şubat 2013 Pazartesi

Slash and Myles Kennedy Featuring The Conspirators İstanbul Konseri :Tanışma ve Konser

  Cumartesi gecesi bildiğiniz üzre Slash konserindeydim. Şimdi daha önceki yazılarımda olduğu gibi Slash konseri, Slash ve The Conspirators 'ın bassçısı Todd Kers'le kısacık tanışmamı anlatacağım.
 Cumartesi günü Saat 11 gibi arkadaşlarımla Taksim'de buluştuk. İlk kez bir grubun otelini önceden bulamadık. 5-6 tane otel dolaşıp, Slash'in orda olup olmadığını öğrenmeye çalıştık. Ziyaret ettiğimiz oteller arasında Çırağan yoktu ve bizi bir kez daha yaktı Çırağan Palace! Daha önce 2 defa Axl Rose burada kalmıştı ve biz Guns N' Roses'la Sheraton 'da tanışırken Axl Rose 'u kaçırmıştık. Sonuç olarak Slash de burada kalmış...Otelini basamadık !

Malt Konseri

  Konser alanına 12'ye çeyrek kala gibi geldik. İlk gelen 54 kişinin koluna numara yazdılar ve saat 18.00da kapılar açıldığında ilk bu insanlar girdi. Ben de ilk içeri girenler arasındaydım. İlk önce Malt konseri izledik. Malt şarkılarına katılım yoğunlukla ön ortadan ve normal bilet alanlardan geldi. Malt konseri sırasında, bateristleri Güray Gürsoy zillerden birini devirdi. Konser boyunca o zil olmadan çaldılar. İyi ki Malt 'ı seçmişler , her konserde Şebnem Ferah izliyorduk değişikilik olmuş oldu. Malt da gayet iyiydi.

Slash Konseri

  Slash gerçekten de söylenildiği saatte sahne aldı. İlk önce amfilerin arkasından şapkasının gölgesini gördüm. O andaki heyecanımı kelimelere dökmem imkansız. Çığlık ve alkışlardan ilk şarkıyı neredeyse duyamadık . Myles 'ın şaşırıp "'Woaw!" dediğini gördüm. Seyirci tam gazdı. Slash konseri başlamadan önce ön sıradakilere ," Love You So Much :) , Guitar Hero :)" yazan afişlerden dağıttık. Ben kendime "Love you so much :) " yazan afişten aldım.
  Konser sırasında bana döndükleri anda afişi kaldırdım. Her seferinde Myles Kennedy ona gösteriyorum sandı , aslında afişi özellikle Todd Kerns ve Slash 'e gösteriyordum. Her şarkıya eşlik ettim. Myles şarkılara eşlik edenlerle bire bir temas kurdu. Bir ara telefonuma bakmak için,eğildim , kafamı kaldırdığımda Myles ile göz göze geldik. "Devil Horns" yapaken parmaklarımın uçlarını kıvırdım. O da aynı hareketi yaptı. Afişi kaldırdım yine gülümsedim. Bu sefer benim tarafıma geldi. " I love you too " dedi.
  Açıkçası deli gibi Myles Kennedy hayranı olduğum söylenemez , onu kendi grubu Alter Bridge 'de  daha çok seviyorum ama konser sırasında ister istemez celebrity crush oluyor insan. Slash seyircilere neredeyse hiç bakmadı gitarını çaldı ,konserini verdi. " Watch This " parçasında Myles da gitar çaldı.
  Konserin coşkusunu arttırmak için Todd sık sık gelip "C'moooon!" diye bağırdı.  Pena attı arka arkaya iki defa. İkincisinde arkadaşım Todd Kerns 'ün attığı penayı kaptı. Pena kapamadım ama konser sonrası Todd'la tanışıp fotoğraf çektirdim . Olsun bu da bir şey...

  Slash and Myles Kennedy featuring The Conspirators İstanbul Set Listi Şu Şekildeydi:


Halo
Nightrain
(Guns N' Roses song)
Ghost
Standing in the Sun
Back From Cali
Mr. Brownstone
(Guns N' Roses song)
Shots Fired
Serial Killer
(Slash's Snakepit song)
Not for Me
Doctor Alibi
(Todd Kerns on lead vocals)
Watch This
Bad Rain
Rocket Queen
(Guns N' Roses song)
No More Heroes
Starlight
Anastasia
You're a Lie
Sweet Child O' Mine
(Guns N' Roses song)
Slither
(Velvet Revolver song)
Encore:
Welcome to the Jungle
(Guns N' Roses song) (Todd Kerns on lead vocals)
Paradise City
(Guns N' Roses song)

  Her şarkı ayrı bir güzeldi ancak bir Guns N' Roses hayranı olarak ; Welcome to the Jungle , Rocket Queen (eargasm ) , Sweet Child O' Mine, Mr. Brownstone ve Nightrain parçalarını Slash'ten dinlemek paha biçilemezdi! Ayrıca her konserde olduğu gibi "Slither" şarkısında Myles grubu tanıttı. Velver Revolver hayranı olarak Slither'ı dinlemenin zevkinden söz etmiyorum bile...Guns N' Roses 'ın aksine ,grup üyeleri arasında bir iş anlaşmasından fazlası olduğu kesin olarak görülebilen bir gerçekti." Serial Killer "parçasını Dubai'de ilk kez ,Türkiye'de ikinci kez çaldılar. Bunu Slash de belirtti. Ayrıca Slash , "Türkiye'ye geleli 23 yıl oldu" dedi halbuki en son Guns N' Roses'la çalarken 1993 yolında Türkiye'nin 2. stadyum konserini vermişlerdi ( ilki 1993teki Bon Jovi konseriydi.).
  Starlight... Bu parça nasıl güzel bir parçadır ya! Benim en sevdiğim Slash ve Myles Kennedy parçası. Gözlerim doldu izlerken , çok ama çok güzeldi.
  Todd Kerns muhteşem sesiyle , "Welcome To The Jungle" ve "Dr . Alibi" şarkılarını seslendirdi. Adam hem yakışıklı ,hem bass gitar çalıyor ,hem de sesi güzel daha ne olsun ki ? Söylenilenlere göre sesi Axl Rose ile aynı oktava sahipmiş... Üzerinde bizden önceki Dubai konserinde birlikte çaldıkları Alice Cooper'ın baskılı tişörtü vardı.
  Baterist Brent Fitz gerçekten de Snape 'e benziyor. Hem çıkışta gördüm ,hem de konser sırasında kocaman gözleri var. Büyücü deseler inanırım.
  Bu arada ses sisteminin kötülüğünden yakınan ," ön sırada "çok insan vardı. Ancak bilindiği üzre konseri önden izlemek , sanatçıları görmek içindir. Önde ses her zaman kötüdür ,kimi zaman duyulmaz bile. Sağ hoparlörün önünde duran biri olarak saatlerce kulaklarım çınladı.
  Özetin de özetiyle konser bu şekildeydi... Yazıyı çoğu kez kısalttım haberiniz olsun. Şimdi imza kısmına geçelim...

Slash ve Todd Kerns'le Tanışma

Tanışmamız Meet & Greet şeklinde olmadı maalesef kabul etmediler. Slash UK admini Raj ,Slash'le konuşup çıkışta bize imza vermenin mümkün olup olmadığını sordu. Slash de "Yağmur yağarsa imza vermeyeceğim ama hava ılık ve yağışsız olursa çıkacağım." demiş. Hava ılık ve yağışsızdı , yağmur yağmadığına ilk kez bu kadar çok sevindim. Çıkışta Raj'ın arkadaşlarından biri olan, konser ve imza canavarı Sarah ile tanıştım. Şu zamana kadar Slash'ten tam 21 imza almış , bu sefer de çıkacağından emin olduğunu söyledi. Söylediği gibi de oldu. Önümüze tel çekip arkasına geçip sıra olmamızı söylediler. Sıra olduk. Slash çıktığı anda bütün herkes sırayı bozup ön sıradakilerin üstüne atladı. İkinci sırada olamama rağmen altıncı kişiyimdir imza alan. Bileti imzalaması için uzattım . Slash'e "Sen efsanesin!" dedim. O da " C'moon.." dedi ve dil çıkardı.Gülümsedi. İmza verirken çok mutlu gözüküyordu. Sonra 2010 albümünde CD'nin tam arkasında yer alan kırmızı fonlu kısmı imzalattım. Onu çok sevdiğimi , iyi ki geldiğini, muhteşem bir şov olduğunu , onun bizim Guitar Hero 'muz olduğunu söyledim. Kısa zamanda çok şey söylediğimi düşünüyorum. Slash gülümseyerek imzaladı ve yüzüme bakarak " Oh lady !Thank You!" dedi. Adamı resmen iltifattan bıktırdım. Korumalar yüzünden fotoğraf çekilemedik.



  Sarah ile birbirimize sarılıp o anı kutladık. İnsanlar hala Slash'ten imza almak için birbirlerini iterken biz sıradan sıyrıldık ve Todd Kerns'ün yanına gittik. .Todd, Sarah'yı tanıyordu. "Aa yine burdasın!" dedi ve ona sarıldı.Sarah ile bir önceki konser ve İstanbul konseri hakkında konuştular  Sonra Todd bana döndü, Sarah'ya benim için "Arkadaşın mı?" diye sordu . Sarah da " Aaa evet seni çok seviyor." dedi. Todd'la birbirimize sarıldık. Hayat yavaşladı... Sesini çok sevdiğimi , onu bir sonraki albümde daha çok duymak istediğimi söyledim .Kahkaha attı : " Çok teşekkür ederim çok iyisin.Neden olmasın belki duyarsın.." diye yanıt verdi. Şaşkınlıkla sarılıp durduk öyle, korumalar beni almasın diye o da tuttu sıkı sıkı. O sırada  "Aklıma gelmişken biletimi imzalayabilir misin ? " diye sorudm "Tabii ki ,kalem ?" dedi . Sarah'nın kalemiyle biletimi imzaladı. Fotoğraf çekilmesine izin vermediklerini biliyordum. Sadece şansımı denemiş olmak için "Fotoğraf da çekilebilir miyiz " diye sordum, "Tabii ki !neden olmasın?" dedi .İnanamadım! Fotoğrafta da şok halimi görebilirsiniz .Hemen Arman 'a döndüm fotoğrafımızı çekti. Fotoğrafı çeker çekmez ,korumalar sanki Todd izin vermemiş gibi "fotoğraf yok!" diye bağırarak Arman'ı engellemeye çalıştılar. Todd'un yanından ayrılırken " Yine gel, seni çok seviyorum! " diye bağırdım. O da " Umarım , bende seni !" diye bağırdı. Aramıza diğer hayranlar girmişti ,(acıklı ayrılık müziği) ,sesi hala kulağımda...Konserden o da bizim gibi çok memnun ayrıldı. Bu arada Todd'dan solo albüm geliyor benden söylemesi.



Ardından hepsi tur otobüslerine binip yola çıktılar. Konserden sorumlu Pozitif 'n elemanı Güneş Bey otele uğramayacaklarını söylemişti. Ama uğramışlar sanırım. Ben İzmir yolundayken onlar Sofia ya varmışlardı. Edit : Konser alanından ayrılırken otobüsleri bozulmuş ve 1 saat boyunca tamir edilmesini beklemişler. Slash bu sırada uykuya çekilmiş.

 Görevlilerden aldığım kısa bilgiler:
  • Slash gerçekten ne sigara ne de alkol kullanıyor. Daha doğrusu gruptaki kimse alkol kullanmıyor. Sponsorları olan Monster enerji içeceiğinden tüketiyorlar.
  • Saat 8 gibi akşam yemeğini yedi Slash.
  • Atatürk Havalimanı'nın VIP girişinden ülkemize giriş yaptılar.Ardından Çırağan Palace'a yerleştirildiler.
  • Yazın izlediğimiz Guns N' Roses konseriyle ilgili komik bir şey öğrendim, Axl sahneye tam zamanında saat 10da çıkınca hepimiz şaşırmıştık. Axl kendine göre yine sahneye geç çıkmış. Görevliler Axl'a konserin 21.00 da başladığını söylemişler. O da "iyi yaa 10da çıkarım ben " diye düşünmüş olacak ki kendince yine sahneye geç çıkmış.Bu bilgiden gitaristleri Bumblefoot'un bile haberi yok.
  • Slash'in koruması Junior, Pozitif çalışanlarını Slash'in yanında ; Axl Rose, Guns N' Roses ve Velvet Revolver 'dan bahsetmemeleri için uyarmış. Söylenene göre kuliste bu isimlerden bahsedilince Slash geriliyormuş. Velvet Revolver 'dan bahsedilmesini istememesi garibime gitmişti ama solistleri Scott'la pek iyi ayrılmadıklarını ve Scott'ın sonradan kendi grubundan atılınca " Velvet Revolver tekrar birleşecek !" demesi , Slash'i germeye yeter de artar bile.
  • Red Hot Chilli Peppers konserindeki organizasyonun kötü olması tamamen Pozitif'in önüne taş koyulmak istenmesinden kaynaklanıyormuş. Normalde stadyum konseri olacakmış ancak Türkiye'deki hiç bir stadyum çimlerin ezileceği gerekçesiyke izin vermemiş. Santalistanbul'la anlaşmayı yaptıktan 3 gün sonra Küçükçiftlik Park'tan izin gelmiş ancak anlaşma yapıldığından iptal edememişler.
Slash , Slash Turkey'nin admini Güneş Banu Özdemir ile kuliste buluştu. Kendisini burdan tebrik ederim. Hakediyordu zaten. Slash Turkey sayfasını Facebook 'dan beğenebilirsiniz.Ayrıca sayfada Slash konserinden önce yapılan yarışmaya fotoğrafımı yollayarak Slash imzalı Apocalyptic Love albüm kartı kazandım. Ancak alırken karışıklık oldu ve kart Emre Ünal' a gitti. Hakkım olan kartı en kısa zamanda alıp fotoğrafını paylaşacağım ve kartı Slash'i çok seven ,hiç imza almayan birine hediye edeceğim.Benim nasılsa imzam var. İmzalı biletim işte burda :


  Görevelilere imzalatmaları için verdiğim 3 adet albüm kapağım kayboldu albüm kapaklarını da geri alamadım. Konserden önce ve sonra üzücü şeyler yaşadım ancak bunları burda yazmayacağım. İnsanların vicdanlarına bırakıyorum ancak yaptıkları hiç hoş değildi.
  Konser öncesinde bir grup insan yanıma geldi. Sohbet ettik normal bi şekilde ve sonra içlerinden bir kaç tanesi "Siz o herkesin otelini bulup imza alanlardan değil misiniz !?" dedi. " Evet ." diyip gülümsedim pişkin pişkin. Sonra herkes "nası buluyorsunuz ? beni facebookdan eklesene , para vereyim benim için otel bulun" gibisinden şeyler söylemeye başladı. Beni tanımalarına şaşırdım , açıkçası hoşuma da gitti. 
  Bir konser macerası da böylece son bulmuş oldu. İzmir'e  bir kez daha amacıma ulaşmanın verdiği mutlulukla döndüm. Bu sefer de yapabileceğime inanan herkese ve anneme çok teşekkür ederim. Facebook ve Twitter'dan admini olduğum "Todd Kerns Turkey" sayfasını beğenebilirisiniz Bir sonraki konserde görüşmek dileğiyle...

Ayşegül "Ms. Brownstone" Palamutcu

email: aysegulpalamutcu@gmail.com
twitter:  https://twitter.com/MsBrownstone_ 

Todd Kerns Turkey Twitter: https://twitter.com/ToddKernsTurkey
  




31 Ocak 2013 Perşembe

Bu gün ben neler yaptım...

  Ay ben sanırım grip oluyorum! hapşurmaktan bunum yerinden çıkacak ! Doktorlar yetişin ! Ah bir ıhlamur yapanım bile yok... Slash konserinden önce olacak iş mi bu? Adamın suratına hapşururum artık. Bir tanışayım da istersem suratına hapşurayım . Şanslı bile üşüyor sobanın önünde yatıyor garibim.
  Biri beni Facebook oyunlarından kurtarsın. Yahu oynamıyım diyorum yine elim gidiyor tıklıyorum. Hadi kendi içimde oynasam neyse, millete invitation yolluyor bu oyunlar. İnsanlar arkadaşlıktan çıkarıcaklar .
  Bazen keşke bütünleme sınavlarım olsa diyorum. bütün gün evde uyumak zevkli değil. kitap okumaktan gözlerim aktı. astigmatım 9a çıktı...Neyse nankörlük etmemem lazım. Şanslı bir insanım yine.En azından kaldığım dersim yok.
  Gossip Girl dizisi bitti ama bizim HOPEs ekibinden birisi gossip girl olmaya merak salmış . Özentilik mi yoksa cidden bu işle mi uğraşmak istiyor göreceğiz artık. Başına iş alıp mahkemelik falan olmasın da birileriyle... Ucu bize de dokunur çünkü dizi setinde değiliz sonuçta.Kızın ismini cismini de bilmiyoruz nickinden anlaşıldığına göre bacakları uzun , "uzun bacaklı kız" diyormuş kendine.Etrafımdaki bütün uzun boylu kızlardan şüphe eder oldum.
  Bir önceki yazımda yazdığım üzere sokak köpeklerimden Köpük geri döndü çok sevindim. Birileri dövmüş onu e gözü patlamış. Elleri kırılsın.
  Şanslıya pembe tasma almak istiyorum . Benim rocker kızım şu anda zincir tasma kullanıyor. Koparmayacağını bilsem hemen yarın gidip alacağım. Pembiş pembiş çok şeker olur.
Benden size bir şarkı :

 Bir an önce cumartesi olsun benceeeee!!!! :)

BEN


Sokak Köpeğim Köpük ile Tanışın !





Bu gün sokak köpeklerimden Köpük geri döndü. 1 haftadır kayıptı. Geri döndüğünde suratına bakar bakmaz şok oldum. Birileri Köpük'ümü dövmüş ! Gözünün altı patlamış, yara olmuş. Çok üzüldüm. Geçenlerde de yemek yerken karnına tekme atmışlar. Neymiş ağzını açmış , neymiş ısırırmış. Hayvan yazık o kadar çok dayak yemiş ki. Ağzını açacak hali kalmamış, seni mi ısıracak be vicdansız adam ! Neyse Köpük'ün gözünün altına krem sürdük. Kısa zamanda iyileşir umarım. Ayrıca yukarıya fotoğrafını koydum, dayak yemeden önce çektğim... Çok iyi huylu ürkek bir köpek sahiplenmek isteyen olursa bana mail atabilir...

Ben

email adresim : aysegulpalamutcu@gmail.com

30 Ocak 2013 Çarşamba

Slash İstanbul 'a Geliyor... Peki Kim bu Slash ?

  Bu aralar bir heyecanlıyım bir heyecanlı ki sormayın ! 1 ocakta İstanbul 'a gidiyorum. Tabii ki yine bir konser için. Çoğu insanın Guns N' Roses 'ın eski gitaristi olarak bildiği , benimse Velvet Revolver, Slash's Snakepit gibi gruplarda severek dinlediğim "Guitar Hero" ,Slash Türkiye'ye geliyor! Küçükçiftlik Park'ta konser verecek olan Slash bize unutulmaz bir akşam yaşatacak ! Ben de sahne önünde yerimi alacağım.



 Dünyada Rock N' Roll dinleyen hemen herkes için Slash bir efsanedir. Slash'in Guns N' Roses ile yayınladığı albümler dışında iki Velvet Revolver , iki de Slash's Snakepit albümleri var. 2010 yılında çıkardığı ilk solo albümünde Rock ve  metal müziğin sevilen solistleriyle çalıştı. Bu isimlerden bazıları ;Lemmy Kilmeister, Ozzy Osbourne , M. Shadows, Fergie , Dave Grohl, Kid Rock, Chris Cornell, Adam Levine. Ayrıca eski Guns N' Roses üyeleri de Slash'i yalnız bırakmamış albüme katkıda bulunmuşlardır. Beklenildiği üzere Axl Rose'un albüme hiç bir katkısı olmamış. Bana göre albümde hiç kötü parça yok. Hatta bu albüm sayesinde daha önce dinlemediğim bir kaç grup bile keşfettim diyebilirim.



Slash 2010dan günümüze kadar boş durmadı ve 22 Mayıs 2012 'de Apocalyptic Love adlı albümünü piyasaya sürdü . Bu kez tek bir vokalle çalıştı, Myles Kennedy. Alter Bridge adlı grubun solisti olan ve aynı zamanda da gitar çalan Myles Kennedy etkileyici bir sese sahip. Bir önceki albümden özellikle Starlight parçasını çok severim. Apocalyptic Love albümü hayranlık bırakan gitar rifflerini barındırıyor. Slash hala Slash ! Albüm bir kez daha ,Slash'in Rock N' Roll 'a ait olduğunu kuraklarımıza fısıldıyor. Albümdeki "Anastasia" adlı parçanın girişindeki riffler ,Johann Sebastian Bach'ın "Toccata and Fugue D minor" eserinden esinlenilmiş.


 Bu kısımda Slash hayranları bana birazcık kızabilir ancak Myles Kennedy'nin sesine alışamadım, ısınamadım yeni albümde. Ama yine de Slash'e en çok uyan isim yine Myles Kennedy olmuş , daha doğrusu Slash beğenmiş almış gruba bize de dinlemek düşer. Alter Bridge grubunda Myles muhteşem ama nedense Slash'le birlikteyken kulaklarım Axl Rose 'u arıyor .Myles kadar mükemmel bir ses aramıyorum, aslında adam fazla iyi. Kendim de dahil olmak üzere artık hayranların şu 94 öncesi Guns N' Roses 'ın toparlanması düşüncesinden kurtulması gerektiği fikrindeyim. Neyse susup dinleyeceğim söz veriyorum ! Konser için çok heyecanlıyım ! Ah bir de Slash'le tanışabilsem...
  Bu arada Slash ve Myles Kennedy'nin beraber turnelere çıktığı The Conspirators grubundan da söz etmeden geçemeyeceğim. Bateristleri Brent Fitz başarılı bir baterist olmak dışında, bir internet fenomeni olmuş durumda. Çünkü Brent Fitz acayip derecede Harry Potter serisindeki Snape 'e benziyor! Bu komik benzerlik yüzünden "Konsere ben Snape için gidiyorum ." diyene bile rastladım. Basçı Todd Kerns 'den de bahsetmemek olmaz, hem yakışıklı hem de yetenekli. Gruba canlılık getiriyor coşkuyu daha da arttırıyor resmen. Todd Kerns aynı zamanda back vokallerde ve konser sırasında söylediği solo parçalarda kulaklarımızı şenlendiriyor. Sesi inanılmaz !



Konser öncesi yazım şimdilik bu kadar. Konserden sonra görüşmek üzere ! Keep Rockin' !

Ayşegül

29 Ocak 2013 Salı

Red Hot Chili Peppersla Tanışma ve Konser


Yeniden merhabalar! Geçen sefer Guns N' Roses buluşmasını ve konserini aktarmıştım sizlere. Yazımın sonunda dediğim gibi Red Hot Chili Peppers konseri bir sonraki durağımdı.Konserden önce grupla tanışmmızı ve konsere ait bazı notları aktarmak üzere yine yazıyorum...
Josh Klinghoffer ile tanışma
 Bu seferki buluşmamız birazcık zorlu geçti. Çünkü davetli değildik. Organizasyon şirketiyle konuşup randevu almak istedim ancak grubun istemediğini söyledilerHer zamanki gibi 5 diğer arkadaşımla beraber el birliğiyle otellerini bulup gittik.  Otele Mahmut ve Merve saat  9 gibi gittiler, beklemeye başladılar. Ben uçağıma yetişip istanbula indim direkt otele gittik. Otelin içinde saat 12ye kadar bekledik daha sonra güvenlik görevlileri amacımızı anlayıp bize yardımcı olacaklarını ancak otel dışında beklememiz gerektiğini söylediler. 4 saatlik bekleyişin ardından yanaşan siyah arabadan Josh Klinghoffer indi. Josh geçirdiği trafik kazasında ayağını kırmıştı geçenlerde. Arabadan iner inmez yanına koştuk.Selamlaşmalardan sonra çok az konuştuk. " Geçmiş olsun kötü ve talihsiz bir kaza umarım kısa zamanda iyileşirsin" dedim."Teşekkürler yakında geçeceğine inanıyorm başta kötüydüm ama düzelmeye başlıyor herşey" dedi. "dudağın iyileşti mi şimdi nasılsın?" diye sordum. "Gayet iyiyim şu an için çok teşekkür ederim iyi ki geldiniz ,akşam görüşürz" dedi.Bir yandan da albümlerimizi imzaladı. Fotoğraf çekilmeyi reddetti. Bence çok doğal kimse koltuk değnekleriyle fotoğraf çekilmek istemez...Ama ben çektim :)

  Anthony Kiedis ile tanışma
  Josh içeri girdikten sonra biz yeniden beklemeye başladık. Bu sefer otelden Anthony çıktı. Bizimle konuştu. İmza istediğimizde birazcık edebiyat yaparak, " Soğuk bir imzadansa sıcak bir tanışma daha iyidir" dedi. Bizim için çok güzel bir anı olduğunu söyledim o da onlar için de öyle olduğunu söyledi. Tanışmak neyinize yetmiyor demeye getirdi aslına bakarsanız birazcık .Ben de elimi uzattım onu tanıdığıma mutlu olduğumu söyledim. daha sonra herkesle tek tek el sıkışıp arabaya bindi. Fotoğraf çekilmeyi reddetti. En azından bi gülen yüz çizseydin dedim.Hayır teşekkürler işe gitmem gerekiyor deyip kibarca reddetti. Aslında boğaz turun gidiyordu ama olsun en azından el sıkışmış olduk . Hı bu arada elimi çoktan yıkadım...
Flea tarafından kandırılmak 
Şimdi buluşmanın en acıklı kısmını sizlere aktaracağım...Flea ile "tanışamama". Hayatta böyle kandırılmamışsınızdır. Bir rock star tarafından kandırılınca koymuyormuş insana gülüp geçiyorsunuz. Neyse... Yanımıza tur elemanlarından biri geldi. İngilizce bilen biri var mı dedi. Ben konuşmaya başladım. "Çok beklediğimizi görüyorum teşekkür ederim, siden biraz daha sakin olmanızı ve tek sıra halinde dizilmenizi istiyorum" dedi.tamam dedim kimin çıkacağını sorudm süpriz olsun falan dedi daha sonra eliyle bass gitar çalar gibi yaptı. Fleanın çıkacağını anladık tabi. Koridorda Flea göründü elinde çay bardağı camdan bize bakarak bi güzel çayını içti. bardağı bıraktı dışarı çıktı . Biz o kadar sıraya girmişiz ,bekliyoruz, hazırız adam " Hi !" dedi ve arabasına bindi . Daha da fazla kandırılamazdık sanırım .Resmen trollendik.Üstelik dünyaca ünlü bir bass gitarist tarafından .Flea gittikten sonra Mahmut içeri girip fleanın Çay içtiği bardağın fotoğrafını çekti . Güldük eğlendik. Saat 6ya geliyordu ve otelde tek bir grup üyesi kalmıştı son umudumuz baterist Chad Smith...
Chad Smithle tanışma
 Benim otele İzmir'den kalkıp gittiğimi grubun şöförlük hizmetini yapan Hakan bey ve diğer görevliler biliyorlardı. Hakan bey daha önce U2 , Bon Jovi gibi gruplarla çalışmış hayranların halinden anlayan bir bey . Benim için gidip Red Hot Chili Peppers'dan sorumlu görevliyle konuşmuş.Chad 'e anlattıklarında o da kabul etmiş. "İzmirli gel buraya " dediğinde Hakan bey sevinçten uçtum! Beni Chad Smith'in yanına götürdüler. Çok ama çok sevindim. Chad pozitifden görevlilerle sohbet ediyordu. " Pardon rahatsız ediyorm ama "dedim. Döndü " Ben de seni bekliyordum demek bizim için 600 km yol geldin bu inanılmaz gerçek fan böyle olur işte çok teşekkür ederim" dedi. Ben sevinçten ne diyeceğimi bilemedim açıkçası.Ben "Teşekkür ederim Türkiyeye geldiğiniz için ,umarım sevmişsinizdir burayı." dedim. "Tabiki bizim hayalimizdi burada konser vermek. Sarılmak ister misin?" dedi. "tabiki isterim" dedim. "E hadi fotoğraf falan çeksene ne duruyorsun!" dedi. "Çekebilir miyim ?"dedim , o kadar reddedikten kandırıldıktan sonra şaşırdım doğal olarak."Tabiki, fotoğraf çekilmeden olur mu hiç!" dedi. Sarıldık fotoğraf çekildik.
Tekrar tekrar teşekkür ettim."Konsere geliyorsun değil mi?" dedi evet geliyorum dedim biletimi gösterdim. Uçak bletimin üzerine imza attı . İsmimi ve anlamını sordu. Rosemary gibi bişey dedim. İmzayi Rosemary olarak atmış ... Rosemary oldum yani 10 dakikalığına . Konser biletimi imzalamak istedi "Saklarsın değil mi bileti bunu da imzalayayım mı ?"dedi ."Girerken yırtabilirler veya üzerinde yazı olduğu için kabul etmeyebilirler.İmzanızın yırtlmasını istemem dedim." Oda "Eh tabi ben de kendi imzamın yırtılmasını istemem "dedi. Gülüştük."Dışarıda sizin için bekleyen 4 arkadaşım var onlarla görüşücek misiniz sabah 9dan beri bekliyoruz." dedim . "Onlarla görüşemem sanırım." dedi "Neden? Çok bekledik ama sadece fotoğraf ve imza istiyorlar" dedim . "Üzgnüm böyle olması gerekiyor ."dedi.İçimdeki buruklukla arkadaşlarımın yanına gittim. üzüldük tabi... Ama biraz bekledikten sonra Chad dışarı çıktı! Arkadaşlarımın yanına geldi, albümleri ve tişörtlerini imzaladı. En vicdanlı adam Chadmış bunu da görmüş olduk. Herkesle el sıkıştıktan sonra. "Bana gel buraya öpücem" dedi. Sarıldı yanaklarımdan öptü "Akşam geliyorsunuz değil mi? Teşekkürler buraya kadar geldiğiniz için." dedi. Vedalaştık daha sonra konsere doğru yola çıktık.
Bu da imzası


Konserden Notlar
Konser girişinde izdiham vardı. Girişler bile belli değildi ,insanlar bilmedikleri bir sıraya giriyorlardı ve sıralar çok ama çok yavaş ilerliyordu. Konser alanına girdiğimde Athena konseri başlamıştı hem kapıdaki insanlar hem de içerdekiler Athena ile coşuyorlardı. Bir an için insanlar aslında Athena için gelmişler diye düşünmedim değil. Athena'nın performansı çok güzeldi herkes çok eğlendi. Red Hot Chili Peppers sahneye monarchy of roses parçasıyla çıktı. Konserde milyon yıldır çalmadıkları hiç beklemediğimiz şarkılar çaldılar ama hit olmuş bir kaç parçayı da çalmadılar. Konseri "Give It Away "le bitirdiler.Flea ezan sesini duymaktan mutluluk duyduğunu, bu şehri çok sevdiğini burada konser vererek bir hayallerini gerçekleştirdiklerini söyledi. Müziği korumamızı, müziği yaşatmamızı ,müzikle herşeyin çok güzel olacağını söyledi. Konserde en çok seyircilerle konuşan kişi Flea idi. Bize " Hi !" deyip gitmesnin nedeni varmış sanki akşama saklıyormuş cümlelerini diye düşündüm.Josh'un üzerinde Türk Bayraklı tişört vardı. Chad ise her ülke için giydikleri RHCP amblemli tişörtünü gyiyordu tabii bu sefer üzerinde Turkey yazıyordu.Anthony şehiri çok sevdiklerini hatta Josh un Galata Kulesi civarından boğaz manzaralı ev almak istediğini söyledi. Bu konuşmadan sonra bir "river" lafı geçti konuyu tam duyamadım çünkü önümde kavga vardı.Aman dedim Axl Rose gibi bunlar da boğazı nehir sanmasınlar...
  Seyirciler beni şok etti. Çoğu parçasını bilmiyorlardı higher ground parçasını bile... En çok coşulan şarkılar ise Can't Stop ve Californication . Konser alanının yerşeşimi çok kötüydü önde olmama rağmen ben sahneyi göremedim. yandaki ekranlar da küçüktü. ben bu haldeysem 3. kategori ne durumdadır kimbilir. Kimse kusura bakmasın ama bence insanların verdiği paraya değmedi.Organizasyon berbatı hatta gittiğim en kötü konserdi diyebilirim.
  Şimdilik bu kadar yazıya eklemelerim olacaktır aklıma geldikçe bana sorulan sorulara biraz da olsa yanıt verebildiysem ne mutlu bana.Annem Neriman Palamutcu'ya Murat Uyguç'a, İlteriş Peker'e,Buluşmaya gittiğim arkadaşlarıma,Atlantisten Gelen Adam'a konser öncesindeki ve sonrasındaki yardımları için ve yanımda oldukları için çok teşekkür ederim. 17 ekimde Scorpions Konseriyle İzmir'le görüşmek üzere :)

SATTAS - Reggae Band ile Röportaj


"Reggae, hepimizin Bob Marley ile andığı, barışçıl ve hümanist olarak bildiğimiz ritmin ruha karıştığı bir güzellik... Bu güzelliği kendi ülkemizden bir grup yapınca da dinlemeye doyum olmuyor. Bar 911de ziyaret ettiğim Sattas grubunun elemanları adeta reggae ile bütünleşmiş... Grubun müzikle öyle bir uyum var ki ister istemez sizi de içine alıyor ve mükemmel bir müzik ziyafeti sunuyor... Eğlenmek ve rahatlamak isteyen herkesin dinlemekten zevk alacağı bir grup Sattas, adı üstünde... Rahatlamak..." (Ayşegül Palamutcu)

Orçun "Leo" Sünear -Vokal

Daha önce thrash metal ve death metal gruplarıyla çalışmışsınız, son olarak Türkiye'nin ilk Reggae grubu olan Sattas'da vokalistsiniz...Metalden Reggae türüne geçişi ne olarak yorumluyorsunuz?
Orçun: Bu geçiş saçlarımın dökülmesi ile oldu! (gülüyor) Şaka bi yana müziğin her türünde bir gezinti yapıyorum ki, bu yolculuğum dinleyici olarak devam ediyor ve çok seviyorum. Neler dinlediğimi bilsen şaşarsın. Bildiğimiz ana türler dışında bir çok ülkenin yerel müziklerini de araştırıp inceliyorum ve arşivci bir adamım. Bu yolculuğumun arasında reggae kültürü daha doğrusu yaşama biçimi ve dünyaya bakış açısı beni çok etkiledi. Bu geçiş çok hızlı ve basit oldu. Gerçi sadece reggae mi dinliyorum hala ; "hayır" fakat kültüründen yada dünyaya bakış açısından uzaklaşmıyorum. Doğaya saygı, insancıl, aşka saygılı, ırkçılıktan ve savaştan uzak duran ve en önemlisi özünü kalp atışından almış bir müzik türü reggae o yüzden seviyorum.

Derya "Derryl" Eke - Davul

Kendi estrumanlarınızı yaptığınızı okudum, bu fikir nerden çıktı? Insanın kendi yaptığı estrumanı çalması ayrı bi zevktir sanırım?
Derya: 2005 senesinde eğitim için gittiğim Almanya Stuttgart'ta, küçük bir parkın içinde bulduğum Unsichtbar isimli bir barda bir gün birkaç rasta ile tanıştım. O sıralar rastafarian kültürü üzerine fazlaca kafayı patlatıyordum ve adamlarla konuşup kaynaşınca, onlar da beni bir gün bir toplantıya götürdüler. Standart grounation yapılıyordu fakat nyahbinghi davulları yoktu gittiğimiz yerde. Ben de toplantılara gide gele davulların eksikliğini hissettim. Bütün enerjimi orada nyahbinghi üzerine verdim bir ara. Her yerde akkette ya da ketteh diye anılan davulları aradım fakat bulamadım... İlk başta sadece baby conga bulup, toplantılarda onu çaldım, fakat ketteh'nin soundunu hiçbir zaman yakalayamıyordu.

Almanya'dan Türkiye'ye dönme sebebiniz kendi grubunuza olan özlem miydi ?
Birazın fazlası askerlik sorunları, biraz o dönemlerdeki diğer Delizia isimli grubum ve rasta olarak hissettiğim için çoğunlukla Sattas'tan dolayı. Türkiye'ye döndüğüm zaman ise; nyahbinghi artık saplantı olmuştu ve bir yazı okuyup bir film izledikten sonra bütün fikirlerim oturdu. Afrika'da davulcular kendi çaldıkları davulları kendileri yapar ve onun haricinde kimse o davulu çalmazmış. Davulcu öldükten sonra da o davul evine yahut gömüldüğü yere yakın bir yere asılırmış. Çünkü davulun ahşabı, derisi, davulcunun ruhu ve eti bir olurmuş. Bunu okuduktan sonra neden kendi ketteh'mi yapmayayım ki dedim ve bunun için uğraştıım. Türkiye'de ilk nyahbinghi davullarını yaptığımı biliyorum. Bu davullarla çalmak herşeyden daha çok rasta hissettirdi kendimi.

Erdem Birgül-Gitar

Türkiyede ve dünyada örnek aldığınız gitaristler kimler?
Erdem: Bizden Sarp Maden ve Bilal Karaman'ı dinliyorum şu sıra…Yurtdışında Jimmy Page, Jeff Beck, Eric Johnson, Buddy Guy ve yeni dönemden John Mayer favorim, tabi ki daha çok isim var...
Müzik öğretmeniliği yapmışsınız...Türkiye'de sizce dünyaca ünlü bir müzik akademisi kurulabilir mi, ileride böyle bir planınız var mı?
Akademi konusuna gelince, bu işi yapan resmi bir kurum yaratmaya kalktığınızda, müzisyenlikten esnaflığa geçmiş gibi oluyor, müziğe değil müşteriye kanalize oluyorsunuz, açıkcası şu zamanda masabaşında oturup vergilerle falan boğuşmaktansa, sahnede olup çalmayı tercih edenlerdenim...Türkiye'de halihazırda ciddi manada eğitim veren, Modern Müzik Akademisi, MİAM gibi akademiler var, benimde hala birlikte çalıştığım, eğittiğim öğrencilerim mevcut…Gündüz Clark Kent gece Superman gibi bir hayatım var, bu da beni dengeliyor.

Faruk Demir Tugayoğlu-Klavye

Endistüri tasarımı okuyormuşsunuz grubun album kapak tasarımları sizin işiniz mi ? Sonuçta ikisi de sanat işi... Müzik ve tasarım birbirini destekiyor mu?
Faruk: Albüm kapağının tasarımı grubun bir önceki bass gitaristi olan Öykü Gülata'ya aittir. Apayrı iki kulvar olmasına rağmen, iki dalın birleştiği bazı noktalar vardır. Müziği, konsept olarak incelediğinizde, yapacağınız tasarıma etki edebilmesi söz konusu birtakım olguları yakalayabilirsiniz. Çok elle tutulur kozlar vermiyor gibi görünmesine rağmen, dinlemekte olduğunuz şarkıyı dönemsel olarak düşündüğünüz zaman, işinize etki etmesi kaçınılmazdır. Buna bir örnek vermek gerekirse; bol miktarda synthesizer içeren, 1980'lerin başından bir eser dinlediğimi varsayayım (örneği daha da kesinleştirmek için A Flock of Seagulls'un I Ran So Far Away şarkısını belirteyim hatta). Aklıma ilk gelen şeyler, köşeli hatlar, düz çizgiler, diyagonal şekilde konulmuş renk tayfı vb. detaylardır. Bu tip ipuçlarının yakalanması, kafamda şekillendirmiş olduğum konseptte o tip bir kurguya yönelmemi mümkün kılarak sonuca ulaşmamda yardımcı olur.


Gruba Sorular

Reggae fikri nereden çıktı ? İlk olmak mı istediniz?
Orçun: Reggae fikri Derya ve benden çıktı diğer yoldaşlarım henüz grupta değillerdi. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı bu müziği seçtik.

Grubun adı Jamaika ingilizcesiymiş dünya çapında bir grup olma arzunuzdan dolayı mı ingilizce bir isim seçtiniz?
Yapılan müzik evrensel bir müzik, Bob Marley "bu müzik her geçen gün daha çok büyüyecek büyüyecek büyüyecek ve ulaşabildiği en üst noktaya çıkacak" demiştir ünlü bir röportajında. Biraz evet yurtdışı olabilir ama özellikle bu olsun şu olsundan çok Jamaika'ya ait birşeyler olsun diye düşünülüp konulmuş bir isim.

Grubun etkilendiği sanatçılar kimler?
Derya: Etkilendiğim sanatçılar; Ras Michael, Count Ossie, Dennis Brown, tabiki de Bob Marley, Peter Tosh, Ijahman Levi, Gregory Isaac, Earl Chinna Smith, vb..
Korsan müzik ve internetten şarkı/albüm indirmek hakkında ne düşünüyorsunuz?
Orçun: Cd veya satılan tüm medium çok zorluk çıkarabiliyor. Ben müziğİmin herkes tarafından dinlenmesini istiyorsam satış ve benzeri durumlar çok önemli olmuyor benim için. Fakat emeği de geçmiş bir dolu adam var ve bir yandan karşılıkla yaptığın birşeyin başka bi taraftan karşılığını çıkarmakta çok iyi gelmiyor. Ben bu konuda çoğu insandan farklı düşünüyorum. Çok uzun uzun konuşmak lazım. Benim çok öyle bir problemim yok deyip geçeyim.
Derya: Kitabın, müziğin çok pahalı olduğu bir ülkede korsana ne yazık ki evet demek zorundayım. Emek hırsızlığı ise evet emek hırsızlığı..O yazarların emeklerinden çalındığı kadar benim de emeğim çalınıyor belki ama insanlar müzik dinlemeli, okumalı...

Kiminle sahne almak isterdiniz ölü ya da diri?
Orçun: Rage Against The Machine ile sahne almak isterdim. Burning Spear (reggae devi) çok isterim, Groundation ile almak isterdim. Damian Marley ile çok güzel olurdu... Tabii ki Bob Marley'i bir kere izlemek çok ama çok isterdim...
Derya: Burning Spear, Peter Tosh, Congos, kesinlikle Earl Chinna Smith...Ama Bob Marley'le çalmak değil de ben de onu izlemek isterdim...

Hayranlarınıza hayat tavsiyesi olarak ne söylemek istersiniz?
Orçun: Kimseye hayat tavsiyesi veremem ki herkesin hayatı kendi şekil verdiği resim gibi... Benim boya ve fırçalarımı kimseye tavsiye edemem belki birilerini bu yönde bozabilirm... Sadece karşımızdakini dinleyip bir şey söylemeden bir kaç saniye sakince bekleyelim derim.... O kadar…

Derya: Hayranlara tavsiye..mi?(gülüyor)
Hüznünüzü gülümsemenizin arkasına saklayarak karşılayın hayatı ki o da size gülsün...

Bir internet sitesi İçin Yazdığım Alternatif Scorpions ile Tanışma ve Konser Yazısı (Eksta bilgiler içermektedir :) )


Scorpions’la Tanşma
Scorpionsla tanışmayı uzun zamandır bekliyordum. İzmirde konser vereceklerini duyar duymaz araştırma yapmaya başladım. Unilife’la müzakerelere girdim ancak çabalarım sonuçsuz kaldı. Ben de sponsor olan otellerde kalıp kalmayacaklarını araştırmaya başladım.Hiltonda kalacaklarını öğrendikten sonra otele gibiş çıkış saatlerini bulmak kaldı. Grup ilk önce 16 Ekim günü saat 13.00 sularında  İstanbul’a geldi.İstanbulda organizasyon şirketi eşliğinde gezdikten sonra gece  saat 22.30da İzmir’e gelmek üzere yola çıktılar. Saat 23.00 sularında hava alanından alınıp otellerine yerleştirildiler. İzmire geldikleri gece gitarist Rudolf Schenker koruma ve şöförlerine bir müzik ziyafeti  çekmiş. Gece saat 2 ye kadar onlara gitar çalmış fakat koruma arkadaşların anlattığı kadarıyla pek hoşnut olmamışlar. Tercih ve tarz meselesi sonuçta ama “Ne kadar şanslı olduğunuzun farkında mısınız? Abi yapmayın Rudolf Schenker gitar çalmış size özel !” diye tepki vermekten kendimi alamadım . Onlar da güldüler .
  Ben sabah 11 gibi otele gittim. Otel lobisinden grubun orada kaldığını doğruladım. Beklemeye başladım. Gruptan sorumlu Alican bey beni farketti neden beklediğimi sordu. Daha önce konuştuğumuzu röportaj yapmak istediğimi ama kendisinin onaylamadığını belirttim.Ayaklanıp bana doğru geldi .Başını derde sokacağımı ne hakla burada bulunduğumu sordu.Sadece grubun hayranı olduğumu söyledim. Bana karışamayacağını belirttim. Bu arada tek bekleyen bendim. Kraldan çok kralcı olmasının bir alemi yoktu istese bire bir görüşme bile ayarlardı.
 Bekleyişime otelin dışında devam etmeye karar verdim. Beklediğime değdi ve saat 1.30 gibi Rudolf Schenker 25lik sevgilisiyle otelden çıktı. Şöförlerinden aldığım bilgiye göre İnciraltı’na gideceklermiş. Rudolf’un yanına gittim . İlk önce selamlaştık sonra “Hoşgeldiniz iyi ki geldiniz! “ dedim çok mutlu oldu teşekkür etti .” İmza verebilir misi..” cümlemi bitiremeden hemen biletimi ve elimdeki Scorpions afişimi imzaladı. Çok istekliydi. O sırada yoldan geçen bir genç “Oha Rudolf Schenker ! “ diye bağırıp koşup ayaküstü fotoğraf çektirip imza alıp yoluna devam etti.  Rudolf ile gülmekten kendimizi alamadık. Ben de fotoğraf çektirmemizin mümkün olup olmayacağını sordum. “Tabiki neden olmasın gel hadi !” dedi ve fotoğraf çektirdik ardından ,bize 46 yıldır güzel müzik dinleme şansı verdikleri için ona teşekkür ettim. O da teşekkür etti ve eşiyle arabaya bindiler.  Yarım saat bile geçmeden geri döndüler. Otele girerken el salladı “Tekrar merhaba !” dedi. Ben de el salladım. Bu durum beni meraklandırmıştı. Neden bu kadar erken dönmüşlerdi? Araştırmaya başladım. Gidip şöförüne sordum. Rudolf içinde önemli eşyalarının bulunduğu çantasını unutmuş ve otele geri dönmek istemiş.
 Saat 1.30dan saat akşam 19.00’a kadar olab bekleyiş sonunda grubun konser alanına gitmek üzere otelden ayrılacağı haberi geldi. Otelin kapısının önüne günlük kirası 750 Euro olan kiralık Mercedes marka arabalar sıraya dizildi. O sırada grubun menejeri dışarı çıktı. “Siz hayranları mısınız grubun ?” dedi. Ben de ona doğru bir adım atıp “Evet bakın “ deyip biletimi gösterdim. Menejer benden tırstı halbuki bir kaç saat önce lobide karşısında oturuyordum. Bilete baktı gülümsedi .” Kim imzaladı ?” diye sordu. “Mr. Rudolf Schenker.” Dedim . “Buradan ayrılma birazdan dışarı çıkacaklar .“ dedi ve içeri girdi. 5 dakika sonra tekrar dışarı çıkıp korumaya beni gösterip engellememesini rica etti gülümsedi.
 Sonunda Paweł Mąciwoda görüldü. Hemen yanına gittim. “İyi akşamlar !” dedim. “İyi akşamlar tatlım!” dedi.Posterimi açıp imzalattım. Ardından otele sonradan gelen arkadaşlarımı tanıttım. Onlar da imza aldılar. Daha sonra fotoğraf çekilmemizin mümkün olup olmadığını sordum “Tabii neden olmasın?” dedi. Fotoğraf çekilirken “ Bi dakika “ deyip gözlüklerini taktı. “Gözlüksüz de çok hoşsunuz .“dedim . Güldü teşekkür etti. Fotoğraf çekildik. Ardından Klaus Meine dışarı çıktı. ” İzmire hoşgeldiniz !” dedim.” Pankarta veya bilete nereye isterseniz bir imza rica ediyorum” dedim. Gülümseyerek imzaladı parkartımı. “Çok güzel ve kibarsın çok teşekkür ederim.” Dedi. Ben de “Bu akşam bizi bir kasırga gibi sallayacaksınız değil mi ?” diye şarkılarının adını kullanarak iğrenç bir espiri yaptım. Ben bu espiriye gülmezdim ama onun gerçekten çok hoşuna gitti ,kıkırdayarak , “ Hiç şüphen olmasın tabi ki herkesi sallayacağız!” dedi. Almanca teşekkür ettim adamın gözleri parladı.İkimiz de çok mutlu olduk.


Scorpions İzmir Konserinden Notlar
Set list şu şekildeydi:
  1. Sting in the Tail 
  2. Make It Real 
  3. Is There Anybody There? 
  4. The Zoo 
  5. Coast to Coast 
  6. Loving You Sunday Morning 
  7. The Best Is Yet to Come 
  8. Send Me an Angel 
  9. Holiday 
  10. Raised on Rock 
  11. Tease Me Please Me 
  12. Hit Between the Eyes 
  13. Kottak Attack 
  14. Blackout 
  15. Six String Sting 
  16. Big City Nights 
  17. Encore:
  1. Still Loving You 
  2. Wind of Change 
  3. Rock You Like a Hurricane
Yaklaşık 1 saat 45 dk süren konser tam anlamıyla mükemmeldi ! Performansları muhteşemdi .Gruba yaşlı diyenlere inat adeta gençliklerini ilan ettiler sahnede! Sting in the Thail parçasıyla coşkulu bir giriş yaptılar konsere. Parçanın sonunda “İzmir iyi akşamlar!” diye Türkçe olarak bağırdı Mr. Meine! Alkışlar ve çığlıklar doldurdu İzmir Arena ‘yı. Bir de üzerine Türkçe teşekkür etti, çok  mutlu olduk. Bu arada sahne önündeki seyirciler ve konser mekanı benden tam not aldı. Şarkılara katılım hiç azalmadı diyebilirim.Tanık olduğum hiç bir aşırılık da yaşanmadı. Scorpions,sahneye kurulan podyumun en ucuna kadar gelip seyircilere pena dağttı. Her an seyircilerle temastalardı. Eminim hala elini yıkamamış olan çok kişi vardır !
 Send Me An Angel gibi slow parçalarda hep podyumda grup olarak durdular. Klaus Meine mikrofonunu seyirciye uzatıp şarkılara eşlik edilmesini istedi.Rudolf Schenker grubun en sıcak kanlı üyesiydi. Hem tanışma sırasında hem de konser sırasında hayranlarıyla olmaktan duyduğu mutluluk yüzünden okunuyordu. Konser sırasında resmen insanlar fotoğraf çeksin diye poz verdiler seyircilere. Mr. Kottak’ın muhteşem davul şovuna değinmemek olmaz...Kimi zaman platformla ,kimi zaman da vurduğu ritimlerle yükselen Kottak inanılmaz bir şov yaptı. Seyirciyi bölümlere ayırıp bize ses oyunu oynattı . Sağ kısım, orta kısımi ve sol kısım sırayla bağırdık, o da bize davulla uyum sağladı. Seyirciyi coşturdukça coşturdu. Sahnede kurulan ekranlara yansıyan görüntülerde onu güzel kadınlarla gördük.Bateri solosunun sonuna doğru ekranda Rudolf Schenker ‘a işkence yapan bir adam vardı. Elektirik verdiler adama gözümüzün önünde. İçim acımadı değil.Sahnede gösteriler videoda Rudolf’un gözlerinde demir perdeler vardı kan revan içindeydi. Video biter bitmez Rudolf sahneye videodaki demir perdeler ve kafasında sargılarla çıktı. Blackout parçasını çalıp seyirciye ses oyunları oynatmaya devam ettiler. Konser boyunca kollarımı aşağı indiremedim. Big city nights parçasında bize süpriz yapıp ekrana İzmir yazısı yazdılar. Şarkı bittikten sonra öne gelip selam verdiler ve kulise gittiler. Konserin bittiğini sanıp giden çok insan oldu.
 Halbuki bitmemişti...Yeniden sahneye çıktıklarında. Klaus Meine”Scorpions sizi hala seviyor!” diye bağırdı ve Still Loving You parçasına giriş yaptılar. Çoğu insan bu şarkıyı İzmir’de dinlemeyi çok uzun zamandır bekliyordu. Ardından hiç durmadan Wind Of Change parçasına geçtiler. Klaus Meine şarkıda geçen ıslık bölümlerini kendisi çalarak bizi mutlu etti. Son 3 şarkıya katılım çok yüksekti. Rock You Like A Hurricane parçasında hepimiz gaza geldik, o kadar gaza geldik ki şarkı bittiğinde kalakaldık ,inanamadım… Şarkı bir anda bitti veya bana öyle geldi. Konserin bittiğini konserden sonra bile kabullenemedim .Gerçekten gittiğim en güzel konserlerden biriydi. Sahne arkasına girmeyi planlıyordum , ancak grup sahne arkasına bile geçmeyip direk  arabalara bindi.El sallayarak mekandan ayrıldılar. Bu unutulmaz konserin ardından, ertesi gün otelden 11.30da çıkış yapıp İstanbul’a doğru yola çıktılar.
   Şimdilik aktaracaklarım bu kadar bir başka konser ve tanışma yazısında görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Ayşegül Palamutcu

Scorpions İzmir Konseri ve Tanışma


Konserlerde, yaşadığımı hissediyorum... Beni hayatta en çok mutlu eden şey konserlere gitmek! Ve Scorpions muhteşemdi ! Klişe gibi gelecek belki size ama gittiğim en iyi konserlerden biriydi gerçekten. Size daha  önceki gibi konser ve tanışma anılarımı aktaracağım!
Grubun Türkiye’ye Gelişi
 Bir gün önceden Scorpions’u takibe almıştım. Grup saat öğlen 1 gibi 16 ekim günü İstanbul’a indi.İstanbul’da gezmişler sanırım. Akşam saat 22.30da uçaktalardı. İzmire saat 23.30da indiler. Hava alanından alındıktan sonra otellerine yerleştiler. Rudolf gece 2ye kadar koruma ve şöförlere gitar çalmış. Tabii hiç biri ne kadar şanslı olduklarının farkında değillerdi. Durumdan şikayetçi bile olduklarını söyleyebilirim...Çok ilginç.

Organizasyon Şirketiyle Münakaşa (Bu kısmı okumasanız da olur içimi döktüm )
Sabah 11 gibi İzmir Hilton Oteline gittik.Otel lobisinden grubun otelde kaldığını öğrendikten sonra uzun bekleyiş başladı. Aslında daha önceden organizasyon şirketi Unilife ile yaptığım görüşmeler vardı. Ancak gruptan sorumlu Alican bey, grupla görüşmenin münkün olmadığını ve aynı zamanda grubun hiç bir şekilde röportaj vermediğini de söyledi. Ha bide grup hayranlarıya görüşmek istemiyormuş ve hoşlanmıyorlarmış, çok katılarmış.. (güya). Otelde Alican bey ve korumalarla da karşılaştık. Onu önceden aradığımı söylediğimde ayaklandı..“ Ama ben size söylemiştim...Bir dergiden nasıl gelirsiniz ?Neden geldiniz ? Oteli nasıl buldunuz ?” şeklinde sinirli bir biçimde ard arda sorular sordu. Bana çok ilginç geldi çünkü otelin adı biletin üzerinde bile yazıyordu ,bunu düşünememeleri garip gerçekten...Ve devam etti, başını derde sokacağımı menejerlerinin ve grubun çok ters olduğunu benim burda beklememin onu rahatsız ettiğini sert bir şekilde söyledi.  Ben de burada sadece hayran olarak bulunduğumu,  yanımda basın kartımın bile olmadığını söyleyerek, benim işime karışmaması gerektiğini açıkça belirttim.15 dakika sonra otelin güvenlik müdürü gelip beni uyardı. Otelin statüsünü tehlikeye atıyormuşum.Otelin dışında ne istersem yapabilirmişim veya yandaki loungeda oturabilirmişim. Ben dışarı çıkmayı tercih ettim. Çünkü o sırada birilerinin dışarı çıkacağına dair duyum almıştık. Ben de koruma abilerle samimi oldum. Sağolsunlar çok yardımcı oldular. Şunu çok rahat söyleyebilirim Alican bey yanılmış. En azından bu kadar büyük bir tepki beklemiyordum .Çok hayran gelmiş dışarı çıkarmışlar ve hayranlar da çok iyi ve anlayışlı olduklarından evlerine gitmişler (!) Halbuki ne dışarda hayran gördüm ne de otelin içinde, bir ben vardım bir de annem.
 Korumalardan edindiğim bilgiye göre ,Scorpions grubu her bir üye için ayrı Mercedes marka araba istemiş bu arabaların günlük kirası 750 euro... Arabalar her an hazırdı.Konser sonrasında sahneden inip, konser alanı dışında bekleyen hayranlarına selam verip, aynı arabalara konser sonrasında daha kulise girmeden atlayıp gittiler.

Rudolf Schenker ile Tanışma

Otelin önündeki bekleyiş sonunda saat 1.30 gibi Rudolf Schenker , İnciraltına gitmek üzere otelden çıktı. Ben de yanına koşup ilk önce selam verdim ardından imza istedim . Rudolf beni gördüğüne çok memnun oldu sarıldı teşekkür etti geldiğim için. İmzayı hemen attı . Yoldan geçen bir genç “ Oha Rudolf Schenker ! “ diye bağırıp ayaküstü Rudolf ile fotoğraf çektirdikten sonra yoluna devam etti çok güldük Rudolf ile.. Sonra  ben de Rudolf ile fotoğraf çektirdim. Bize 46 yıldır güzel müzik dinleme şansı verdikleri için teşekkür ettim. O da teşekkür etti ve eşiyle arabaya bindiler. Yarım saat bile geçmeden ,25’lik sevgilisi/eşiyle ,geri döndüler. Otele girerken el sallayıp “ Tekrar merhaba!” dedi. Tabi neden kısa sürede döndüklerini merak edip araştırmaya başladım. Şöföründen aldığım bilgiye göre Rudolf çantasını unutmuş ve geri dönmek istemiş .Onlar da otele geri dönmüşler.


Klaus Meine ve Paweł Mąciwoda İle Tanışma

Uzun  bekleyişten sonra , nihayet, akşam  7.30da tüm grup dışarı çıktı. O sırada yakın arkadaşım Sacha ve kardeşi Stefan da otele geldiler. Hepsi çıkınca sadece yanımıza gelenlerle konuşabildik tabii. Baterist James Kottak ve Matthias Jabs çıktıkları gibi arabalara bindiler. İlk önce Pawel yanıma geldi. “İyi akşamlar !”dedim .”İyi akşamlar tatlım!” dedi.  Pankartımı imzaladı ve teşekkür etti .Ardından fotoğraf çekilmemizin mümkün olup olmadığını sordum,  “Neden olmasın ,hadi gel!” dedi. Fotoğraf çekildik ama makinanın azizliğine uğradık fotoğrafların hepsi kötü çıktı. Hemen sonra, Klaus Meine bizimle konuşmak için durdu.” İzmir'e hoşgeldiniz !” dedim.” Pankarta veya bilete nereye isterseniz bir imza rica ediyorum”dedim. Gülümseyerek imzaladı parkartımı. “Çok güzel ve kibar bir kızsın çok teşekkür ederim.” Dedi. Ben de “Bu akşam bizi bir kasırga gibi sallayacaksınız değil mi ?” diye şarkılarının adını kullanarak iğrenç bir espiri yaptım. Ben bu espiriye gülmezdim ama onun gerçekten çok hoşuna gitti ,kıkırdayarak , “ Hiç şüphen olmasın tabi ki herkesi sallayacağız!” dedi. Almanca teşekkür ettim adamın gözleri parladı.İkimiz de çok mutlu olduk.

Konserden Notlar

Set list şu şekildeydi:
  1. Sting in the Tail 
  2. Make It Real 
  3. Is There Anybody There? 
  4. The Zoo 
  5. Coast to Coast 
  6. Loving You Sunday Morning 
  7. The Best Is Yet to Come 
  8. Send Me an Angel 
  9. Holiday 
  10. Raised on Rock 
  11. Tease Me Please Me 
  12. Hit Between the Eyes 
  13. Kottak Attack 
  14. Blackout 
  15. Six String Sting 
  16. Big City Nights 
  17. Encore:
  1. Still Loving You 
  2. Wind of Change 
  3. Rock You Like a Hurricane
Yaklaşık 1 saat 45 dk sahnede kaldılar ama o kadar kısa sürmüş gibi geldi ki bana! İnanamadım konserin bittiğine! Performansları muhteşemdi .Gruba yaşlı diyenlere inat adeta gençliklerini ilan ettiler sahnede!  "Sting in the Thail" parçasıyla gaz bir giriş yaptılar konsere. Hep bir ağızdan seyirciler olarak parçaya eşlik ettik. “İzmir iyi akşamlar!” diye Türkçe olarak bağırdı Mr. Meine! Alkış kıyamet. Bir de üzerine Türkçe teşekkür etti, mest olduk!Bu arada sahne önündeki seyirciler benden tam not aldılar.Bu seferkiler şarkıları biliyorlardı en azından. Katılım hiç azalmadı diyebilirim.Tanık olduğum hiç bir aşırılık yaşanmadı.Scorpions,sahneye kurulan podyumun en ucuna kadar gelip seyircilere pena dağttı. Her an seyircilerle temastalardı. Eminim hala elini yıkamamış olan çok kişi vardır !
 Rudolf grubun en sıcak kanlı üyesiydi. Konser sırasında resmen poz verdiler seyircilere. Veee Mr. Kottak’ın davul şovu...Kimi zaman platformla ,kimi zaman da vurduğu ritimlerle yükselen Kottak inanılmaz bir şov yaptı. Seyirciyi coşturdukça coşturdu. Sahnede kurulan ekranlara yansıyan görüntülerde onu güzel kadınlarla gördük.Bateri solosunun sonuna doğru ekranda Rudolf Schenker ‘e işkence yapan bir adam vardı. Rudolf’un gözlerinde demir perdeler vardı yara bere içindeydi. Video biter bitmez Rudolf sahneye videodaki demir perdeler ve kafasında sargılarla çıktı. "Blackout" parçasını çalıp seyirciye ses oyunları oynattılar. Konser boyunca kollarımı aşağı indiremedim. "Big City Nights" parçasında bize süpriz yapıp ekrana İzmir yazısı yazdılar. Şarkı bittikten sonra öne gelip selam verdiler ve kulise gittiler. Konserin bittiğini sanıp giden çok insan oldu.   
   Tezahuratları duyup yeniden sahneye çıktılar. Klaus Meine ”Scorpions sizi hala seviyor!” diye bağırdı ve "Still Loving You" parçasına giriş yaptılar. Çoğu insan bu şarkıyı İzmir’de dinlemeyi çok uzun zamandır bekliyordu. Ardından hiç vakit kaybetmeyip "Wind Of Change" parçasına geçtiler. Klaus Meine şarkıda geçen ıslık bölümlerini kendisi çalarak bizi mutlu etti. Son 3 şarkıya katılım çok yüksekti. "Rock You Like A Hurricane" parçasında hepimiz gaza geldik, zıplamalar, hoplamalar… Şarkı bir anda bitti veya bana öyle geldi. Konserin bittiğini konserden sonra bile kabullenemedim .Gerçekten gittiğim en güzel konserlerden biriydi. Sahne arkasına girmeyi planlıyordum , ancak grup sahne arkasına bile geçmeyip direk  arabalara bindi.El sallayarak mekandan ayrıldılar. Bu unutulmaz konserin ardından, ertesi gün otelden 11.30da çıkış yapıp İstanbul’a doğru yola çıktılar.
  
 Şimdilik aktaracaklarım bu kadar bir başka konser ve tanışma yazısında görüşmek dileğiyle hoşçakalın! Çılgın annem Neriman Palamutcu’ya çok teşekkür ederim bu arada , her an yanımdaydı umarım hep de olur! 

Ben

25 Ocak 2013 Cuma

Sokak Köpeklerim ve Şanslı

Merhaba,
  Anneannem yılbaşından önce kalçasını kırdı . Yılbaşını annemler hastanede geçirdiler. Yılbaşından bu yana sürekli anneanneme gitmek ilgilenmek zorunda kaldık. Köpeğim evde çok yalnız kaldı. 2 gün önce eve geldim. Ne bir karşılama ne bir terlik getirme! Suratıma bile bakmadı.Odasından dışarı çıkmadı. Sabah kahvaltıda köpek bisküvileri yer , onları ağzına sürmedi. Küsmüş bana...Hemen bandanasını taktım boynuna, sahile...Sevgilimi de aradım . Birlikte oyun oynadık. Topu attık o da getirdi falan . Eğlendi. İsmi Şanslı . Annemi annesi zannediyor. Biz Şanslıyla o sadece 55 günlükken tanıştık. 65 günlükken 400 liraya satın aldık. Şimdi 10 yaşında. 2 aralık 2003 doğumlu. Şimdi düşünüyorum da barınakta o kadar sahipsiz yavru köpek varken ben neden gidip, para verip, bir  labrador aldım? Biliyorum çok akıllılar sevimliler. Ama biz cins köpek almakta ısrar edersek, barınaklardaki, sokaklardaki evsiz hayvanlar ne yapacak?
İşte Benim Şanslı Kızım :



Parkta beslediğim köpeklerim var. Hepsinin isimleri ve aşı karneleri de var. Karamel adını verdiğimiz sokak köpeği parkımızın bekçisi sanmaya başladı kendini. Yabancı sokmuyor parka.Geçen sene bir kulübe yaptırdık ona, hayvan sevmeyenler o kulübeyi yaktılar. Kulübe yanarken bi yandan söndürmeye çalışıyoruz, Karamele baktım. Köpek resmen kendi evinin yanmasını izledi, kafası yana eğik ,gözleri de bir o kadar anlamlı ,insanlara "sizden utanıyorum "dercesine baktı. Hayatımda Karamel kadar karakterli ve romantik bir köpek görmedim. Hayvan yemeğe kendini asla satmıyor.Bu arada para toplayıp Karamele yeni kulübe yaptırdık.Bu seferkini yakmadılar. Romantik diyordum... Adamın kulübesi var ama o yağmur yağdığında gidip kendine bir bank bulup yağmuru koklamayı seviyor. Çok acayip, İzmir köpeği, romantik köpek Karamel. Aşağıda Karamel'in fotoğrafı var:



 Bir de Carmen'imiz var o dişi. Belediye tarafından kısırlaştırılmış. Bu zamana kadar en az 4 defa zehirlediler. Neyse ki tam zamanında yetişip onu kurtardık. Ona da kulübe yaptırdık ama o kulübesini kedilerle paylaşmayı tercih etti. Geçen sene ona mama verirken mamayı görmediğini farkettik. Veteriner çağırdık ve bize gözlerinde katarakt olduğunu ameliyat olması gerektiğini söylediler. Ameliyat 3000tlden başlıyormuş. Para toplamayı denedik olmadı... Şimdi ne yazık ki çok az görüyor.Aşağıda fotoğradını koyduğum Carmen.



Sokak köpeklerini sevin besleyin. Size hiç bir zararları dokunmaz. Sizi otobüs durağına kadar bırakırlar. Gece evinize yalnız dönmeyin diye peşinize takılır, içeri girene kadar arkanızdan bakarlar. Beni evime bırakan sokak köpekleri bir kap mama kazanıyor. Bunu mama için mi yapıyorlar peki ? Hayır ! Çoğu zaman sadece başlarının okşanmasını istiyor ve yemeği reddediyorlar. Ha bu arada , Ölüm Yasasına Hayır !

Ben